TÜRÜ ÜRETİM ANACIMIZ ÜRETİM ÇEŞİDİMİZ
ASMA Yabani Asma  
 
 
 
 
 

 Tüplü veya köklü, aşısız asma fidanı (çöğür) talepleri de karşılanmaktadır.

 

 

Asmanın Sistematikteki Yeri

Asmalar Rhamnales takımına bağlıdır. Bu takımın üç familyasından (Rhamnaceae, Leeaceae ve Vitaceae) yalnızca Vitaceae familyasına ait bitkiler, bilinen manada asmaları tanımlamaktadır. Bu familyanın 12 cinsi ve yaklaşık 700 türü bulunmaktadır. Kültür asmalarının tümü Vitis cinsine aittir. Bu cinsi diğerlerinden ayıran en önemli özelliği taç yapraklarının üstte birleşerek çiçeği bir şapka şeklinde kapatması ve tozlanma döneminde alttan ayrılarak düşmesidir.

Asma Türleri ve Yayılış Alanları

Euvitis alt cinsine ait türler, botanisyenler ve ampeolograflar tarafından coğrafi, ekolojik ve fenolojik hususiyetlerine göre Yakın Doğu ve Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya türleri olarak sınıflandırılmıştır.

Yakın Doğu ve Avrupa Türleri: Bu yörede doğal olarak yetişen tek tür “Eski Dünya Üzümü” ya da “Avrupa Üzümü” olarak adlandırılan Vitis vinifera L.’dir. Euvitis alt cinsinin en önemli türü olan Vitis vinifera’nın anavatanı (gen merkezi), Türkiye’nin Kuzey Doğu bölgesini de içine alan, Kara Deniz ve Hazar Denizi arasındaki sahalardır.

Amerikan Türleri: Vitis cinsine ait asma türlerinin yaklaşık %70’inin gen merkezi Kuzey Amerika’dır. Weaver (1976)’da isimleri verilen ve özellikle A.B.D.’nin değişik yörelerinde tabî olarak yetişen 29 tür arasında, ürününden faydalanılanlar başta V. Labrusca olmak üzere V. Aestivalis ve V. Vulpina’dır.

Amerikan asma türlerinin dünya bağcılığına en mühim katkısı, bu türlerin büyük bir bölümünün filoksera ve kök ur nematodlarına karşı dayanıklı olmasından dolayı, kökleri bu zararlılara karşı son derece duyarlı olan vitis vinifera L çeşitleri için anaç olarak kullanılmalarıdır.

Asya Türleri: Asya kıtasının doğusunda bulunan Çin, Japonya ve Endonezya gibi ülkelerde doğal olarak yetişen 10 – 15 asma türü içinde en tanınmış olanı V. Amurensis’tir. Ürün olarak fazla önemi olmayan bu tür soğuklara karşı son derece dayanıklı olduğundan, özellikle son yıllarda soğuğa dayanıklılık ıslahı çalışmalarında gen kaynağı olarak sıkça kullanılmaktadır.